Geldiği nehrin sesini duyacak kadar yakınında alabalık yemenin ayrı bir keyfi vardır. Beşkonak'taki Köprüçay boyunca bu keyif adeta bir gelenek haline gelmiştir.
Köprülü Kanyon'un kalbinde Köprüçay boyunca sıralanan kıyı alabalık restoranları, en az akıntıların kendisi kadar günün bir parçasıdır. Çoğu ziyaretçi için suda geçen bir sabahın doğal noktası bunlardır: bottan iner, dalgıç kıyafetini çıkarır ve kısa bir yolculuğun ardından az önce kürek çektiğiniz aynı soğuk, berrak akıntının üzerindeki bir ahşap terasta oturuyor olursunuz.
Ortam: suyun üzerinde yemek
Burayı akılda kalıcı kılan menüden çok, yediğiniz yerdir. Restoranların çoğu doğrudan nehrin üzerine, Köprüçay'ın üstünde asılı duran ahşap platform ve teraslar üzerine, çam ve servi gölgesinde kurulmuştur. Su büyük ölçüde karstik kaynaklardan beslenir; bu da onu Antalya'nın yaz sıcağının ortasında bile şaşırtıcı derecede soğuk ve berrak tutar - masanızın altından kayıp giden turkuaz bir kurdele.
Fon sesi nehrin kendisidir: sığlıkların üzerinden sürekli bir uğultu, yüzeyden yükselen serin hava, girdapların üzerinde yusufçuklar. Kimi mekânlar masaları tam su seviyesindeki alçak platformlara kurar; kimileri kıyıda daha yüksekte, kanyona bakan bir konumda durur. Her iki durumda da etki aynıdır - Manavgat'ın kuzeyinde, Toros Dağları'nın derinliklerinde, kıyı sıcağından gölgeli, esintili bir sığınak.
Tabakta sizi ne bekliyor
Yıldız, şaşırtıcı olmayan biçimde, alabalıktır. Soğuk, hızlı, kaynak beslemeli nehirler tam da alabalığın sevdiği sulardır ve ızgara ya da tavada alabalık bu güzergâh boyunca imza yemektir. Genellikle sade hazırlanır - bütün, baharatlanmış, kömürde ya da tavada - ve en iyisi de böyledir; tazeliğin kendini konuşmasına izin verir.
Etrafında genellikle bildik bir Türk sofrası düzeni sizi bekler:
- Meze ve salatalar - çoban salata, yoğurtlu soslar, mevsim sebzeleri.
- Taze ekmek, çoğunlukla sacdan yeni inmiş, ince ve sıcak.
- Gözleme - peynir, patates ya da yeşilliklerle doldurulmuş, elde açılan ince hamur; çoğu zaman el ile yapıldığını göreceğiniz bir köy klasiği.
- Izgara etler, balık istemeyenler için.
- Çay, tabii ki - her Türk yemeğinin gerçek finali.
Porsiyonlar genelde cömerttir; tarz gösterişten uzak, sıcak ve ev usulüdür. Bu, muhteşem bir manzarada köy mutfağıdır, fine dining değil - ve cazibesi de tam olarak budur.
Neden rafting ile bu kadar iyi gidiyor
Köprüçay raftingi yaklaşık on dört kilometrelik, II-III sınıfı bir parkurdur; heyecan verici ama yorucu değildir ve sizi hoş bir açlıkla, kaynak suyunun soğuğuyla hafif üşümüş bırakır. Gölgeli bir terasta sıcacık bir tabak alabalık bunun tam panzehiridir. İşte bu yüzden Side'den rafting turlarının ve çevredeki tatil beldelerinden pek çok tur, nehir kıyısında bir öğle yemeğini doğrudan günün içine kurar - yemek sonradan akla gelen bir şey değil, deneyimin bir parçasıdır.
Restoranlar, çoğu turun başladığı köy olan Beşkonak çevresinde toplandığından işleyiş basittir: nehirde bitirirsiniz ve öğle yemeği hemen oradadır. Kendi aracınızla bağımsız geliyorsanız - belki Roma dönemi Oluk Köprüsü ya da yukarıdaki tepelerde antik Selge kalıntıları ile birleştirerek - aynı restoranlar ideal bir gün ortası molası olur.
Birkaç küçük öneri
- İştahla gelin; alabalık acele etmeden yenir.
- İnce bir üstlük getirin - su üzerindeki hava kıyıya göre belirgin biçimde serindir.
- Ek ödemeler yapmadan önce öğle yemeğinin rafting paketinize dahil olup olmadığını sorun; birçok organize tur bunu içerir.
- Oyalanın. Bütün mesele ayaklarınızı uzatıp, elinizde çayla, öğleden sonrayı nehre bırakmaktır.
Suda geçen bir sabahın ardından Köprüçay'ın üzerinde ızgara alabalık, Antalya'nın iç kesimlerindeki en bütünlüklü gün gezilerinden biridir. Bunu klasik yoluyla yaşamak isterseniz - sabah akıntılar, öğlen nehir kıyısında bir masa - Side'den rafting turlarımıza göz atın, gerisini kanyona bırakın.